Posts by Türker Manavoğlu

Bahçe

Bahçe

kurumus gulAyça son zamanlarda o kadar mutsuzdu ki… 36 yıllık hayatında hep problemlerle uğraşmıştı. Özellikle de son 4 yıldır. Ona değer vermeyip bir de üstüne aldatan sevgilisi yüzünden hayata küsmüştü. Evlilik hayalleri de suya düşmüştü. Depremler hep oluyordu da hiçbiri bu kadar yıkıcı olmamıştı. Zaman sanki aleyhine işleyen bir kum saati, düşen her kum tanesi de bir kor oluyordu Ayça’nın kalbinde. Hem psikolojik anlamda çökmüş ve ilaç kullanmaya başlamıştı, hem de sağlık sorunları son zamanlarda azmıştı. Hastalığı tam teşhis edilememiş, kesin sonuçları birkaç hafta sonra belli olacaktı. Zaten mutsuzdu işinde de… Patronu Mehmet Bey’in bitmek bilmeyen baskısı yüzünden hayatı tam bir kabusa dönmüştü.

Tüm gün boyunca bunları düşünmekten beyni kapkara bulutlarla dolmuştu. Bulutlar hep ilerliyor ama şimşekler hiç susmuyordu. Evinin küçücük bahçesiyle uğraşmak en büyük hobisiydi; ama burası da aynen zihnindeki düşünceler gibi darmadağın bir haldeydi. Sevdiği çiçeklerden çok çirkin yaban otları doldurmuştu bahçeyi. Bahçeyi sulamak için eline her hortum aldığında dakikalarca yaban otlarının kötü görüntüsüne kafayı takardı ve farkında olmadan da hep orayı sulardı.... Devam...

Duyguları Kontrol Etmek

Duyguları Kontrol Etmek

2Duygularınızı kontrol edebilir misiniz?

Cevap: Evet, kesinlikle!

Çok üzgünken, mutsuzken, kendinize güvenmediğiniz anlarda vücudunuz nasıl bir şekil alır? Elbette omuzlarınız hafif yukarı kalkar, yüzünüz asılır, hafif kambur durursunuz, bedeniniz hacim olarak daha az yer kaplar. Adımlarınız bile küçülmeye başlar. Yani aslında ruh haliniz duruşunuzu doğrudan etkiler.

Ruh haliniz nasıl bedeninizin duruşunu etkiliyorsa, bedeninizin duruşu da ruh halinizi doğrudan etkiliyor.

Evet yanlış okumadınız. Bedeninizin duruşu ruh halinizi kesinlikle etkiler!... Devam...

Öfkemizi Nasıl Yönetebiliriz?

Öfkemizi Nasıl Yönetebiliriz?

(Danışanım Güneş Hanım kendi deneyimlerini paylaşmak ve sizlere yeni bakış açıları sunarak katı sağlamak amacıyla bu yazıyı kaleme aldı. Kendisine bu güzel ve yardımsever yaklaşımı için çok teşekkür ederim. – Türker Manavoğlu)

Bugün çok öfkeliydim o nedenle öfke konusunda bir yazı yazmak istedim.

Nelere öfkeleniyoruz en çok?

  • Hakkımızın yendiğini düşündüğümüzde mi?
  • İsteklerimiz yerine getirilmediğinde mi?
  • Başa çıkabileceğimizden fazlası üzerimize geldiğinde mi?
  • Bir şey uğruna başka bir şeylerden vazgeçmek zorunda kaldığımızda mı?
  • Haksızlığa uğradığımızda mı?

Ya da bunlardan hiç biri olmasa bile, biz olduğunu düşündüğümüzde mi?

Belki de benim en çok yaptığım gibi konuşmadan, susarak bunların hepsini içimizde biriktirip alakasız bir zamanda alakasız bir insana patlıyorsunuzdur. Aslında en kötüsü bu; çünkü sonunda suçlu olan ve özür dilemesi gereken kişi mecburen siz oluyorsunuz. Bir de o kişiye mahcup düşüyorsunuz ve öfkenizi yöneltmeniz gereken asıl kişiler ise işin farkında bile olmuyorlar.... Devam...

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (4. Adım: Kıskançlığa Elveda ve Özgürlüğe Merhaba)

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (4. Adım: Kıskançlığa Elveda ve Özgürlüğe Merhaba)

1Bugün “Mutlu ilişkiler için 4 Adım” isimli yazı dizimizin 4. Adımındayız. Konumuz ise “Kıskançlık ve Özgürlük”. İlk başta ilişki ve özgürlük sözcükleri biraz karşıt gibi gelse de gerçekten sağlıklı bir ilişki ancak kıskançlığın ortadan kalktığı özgür bir ortamda mümkün olabilir.

Eğer ilişkide olduğunuz kişinin…

Sürekli ne yapıp ne yapmadığıyla ilgileniyorsanız
Sürekli sizle vakit geçirmesini istiyorsanız
Görüştüğü kişileri sorgulayarak kıskançlık yapıyorsanız, hesap soruyorsanız

Hem karşı tarafın özgürlüğünden hem de ilişkinizin kalitesinden çalıyorsunuz demektir.  

Ve eğer…

Kaybetme korkusuyla, istemeye istemeye bir şeyleri yapıyorsanız
Arkadaşlıklarınızdan vazgeçiyorsanız
Yapmak istediklerinize engel oluyorsanız

Hem kendi özgürlüğünüzden hem de ilişkinizin kalitesinden çalıyorsunuz demektir.

... Devam...

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (3. Adım:Bağımlılıklara Elveda!)

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (3. Adım:Bağımlılıklara Elveda!)

addiction-3Yazı dizimize kaldığımız yerden tüm hızıyla devam ediyoruz. Önceki iki yazımda sizlere ilişkiye yaklaşım ve beklentiler konularından bahsetmiştim. Eğer bu yazıları henüz okumadıysanız lütfen önce buraya ve buraya tıklayarak o yazıları okuyun, böylece yazı dizimizden maksimum faydayı sağlayabilirsiniz.

Kaliteli bir ilişki yaşamak istiyorsanız kurtulmamız gereken bir başka unsur da bağımlılıklarımız. Bağımlılık sözcüğünü en çok sigara, alkol, uyuşturucu madde gibi kelimelerle yan yana görüyoruz. Oysa belki de en büyük bağımlılıklardan biri ilişkideki bağımlılıklar.

Eğer aşağıdaki cümleleri kuruyorsanız sizin de ilişkiye bağımlılığınız var demektir:... Devam...

Bir Danışanımdan: “Güvendiğimiz Dağlara Kar Yağmaması için Ne Yapmalı?”

Bir Danışanımdan: “Güvendiğimiz Dağlara Kar Yağmaması için Ne Yapmalı?”

(Danışanım Güneş Hanım kendi deneyimlerinden yola çıkarak, sizlerin de benzer durumlarda fayda sağlayabilmeniz amacıyla bu yazıyı kaleme aldı. Kendisine bu nezaketi ve yardımsever yaklaşımı için teşekkürü bir borç biliyorum. – Türker Manavoğlu)

Güvenmek, sırtını birine yaslayabilmek, huzurla yaşayabilmek, ya da sürekli tedirgin tek başına ve yalnız olmak…

Hangisini seçelim? Böyle bakınca cevap hemen tabi ki en güzel seçenek güvenmek gibi görünüyor. Peki ya güvenin arkasından gelebilecek hayal kırıklıkları, ihanetler, yıkımlar? Kısacası güvendiğiniz dağlara kar yağması konusu ne olacak?

Evet, bir zamanlar ben de sınırsız güvenden yanaydım. Evet, güvenmenin huzurlu kollarında yaşadım yıllarca. Oyun hamurundan yapılmış bir top gibiydi hayat benim için. Yuvarlanırken yolda rastladığım, güvenebileceğimi düşündüğüm insanları bu topun içine kolayca yerleştiriyor, daha büyük bir top halinde yola devam ediyordum.... Devam...

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (2. Adım: Beklentilerden Kurtulun)

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (2. Adım: Beklentilerden Kurtulun)

1

Yazı dizimiz tüm hızıyla devam ediyor. Hatırlayacağınız gibi önceki yazımda sizlere birinci adımımız olan ilişkiye yaklaşım konusundan bahsetmiştim. O yazıyı okumadıysanız lütfen buraya tıklayarak önce onu okuyalım. Bugünkü konumuz ise bir ilişkiyi zehirlemek istiyorsanız en kolay yoldan başarabilmenizi sağlayan “Beklentiler” konusu. Çoğu insan, iş “beklentilere” geldiğinde bir ilişkiyi farkında bile olmadan uçuruma doğru sürükleyebiliyor.

Acaba siz de onlardan biri olabilir misiniz?

  • Oysa beni aramanı beklemiştim. 
  • Bana şu şekilde davranmasını bekliyordum. 
  • Bunu benim ona söylemeden bir şekilde anlamasını istemiştim.

Yukarıdaki cümleler size tanıdık geliyor mu?

O zaman aşağıdaki denklem de muhtemelen size tanıdık geliyordur:

Beklenti = Hayal Kırıklığı

Yani farklı şekilde ifade etmek gerekirse, ne kadar çok beklentiye girerseniz o kadar çok hayal kırıklığına uğrayacaksınız demektir.... Devam...

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (1. Adım: İlişkinin Amacı)

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (1. Adım: İlişkinin Amacı)

1Sevgi, aşk, birliktelik, heyecan… Ne güzel kelimeler değil mi? Diğer taraftan da kavga, aldatılma, ayrılık, depresyon… Bu kelimeler de sanki Edi ve Büdü gibi önceki kelime grubunu takip ediyor bir süre sonra. Aslında bu döngüye bağlı kalmak zorunda değilsiniz. 4 basit yaklaşımla çok daha mutlu ilişkiler yaşayabilirsiniz. Bu 4 adımın tamamını bir yazı dizisi şeklinde sizlerle paylaşacağım. Bugünkü yazımızın konusu ise “İlişkilerin Amacı”.

İlişkileri hayatımızın neresine oturttuğumuz, yani aslında temeli ne şekilde kurduğumuz çok ama çok önemli. Sağlam olmayan bir temel üzerine bir bina inşa ederseniz depremler olduğunda yıkım kaçınılmaz olur.

Neden ilişkiye gireriz ve hayatımıza birilerini alırız? Bu soruya verdiğiniz yanıt hem ilişkiden aldığınız keyfi, hem de ilişki bittikten sonraki ruh halinizi doğrudan etkiler. Bir düşünün. İlişki sizin için ne anlam ifade ediyor?... Devam...

Mutlu Olmak için 3 Basit Adım

Mutlu Olmak için 3 Basit Adım

Çevremizde ne kadar da fazla mutsuzluk ve mutsuz insan var. Diyebilirsiniz ki “Ama ne kadar kirli ve kötü bir dünyada yaşıyoruz, mutsuzluk çok doğal.” Ya da “Ama ben mutlu olmaya çalışsam da benim mutluluğumu gelip birileri mahvediyor.” Üzgünüm ama haklısınız. Ama dünya var olduğundan bu yana kötülük vardı, suç vardı ve birilerine göre dünya hep gitgide daha kötüye gidiyor. Eski romanlara, eski gazete haberlerine bakarsanız bunu çok net görebilirsiniz. Her zaman savaş vardı, her zaman acı vardı, her zaman fakirlik vardı; ama biz mutluyduk. Biz büyüdükçe dünya daha kötüye gitmiyor, biz büyüdükçe içimizdeki masumiyeti, çocuksu düşleri ve hayattan keyif alan tarafımızı bir kenara bırakıyoruz.

Yetişkinlik tahrip edilmiş çocukluktan başka bir şey değildir.

Çocukken mutluydunuz, çünkü amacınız ince hesaplarla günü kurtarmak değil, hayattan keyif almaktı, daha fazla gülmek, daha fazla oyun oynamak, hayatın tadını daha çok çıkarmaktı.

Peki o zaman ne yapmalı?... Devam...

Bu Tatilde İçinizdeki Kelebeği Serbest Bırakın

Bu Tatilde İçinizdeki Kelebeği Serbest Bırakın

1Çalışma stresine ara verdik, trafik azaldı, tempo yavaşladı, tansiyon düştü. Büyük şehirler son derece rahatladı. Mahallenin kedileri bile bu kadar insansız bir ortam görünce tuhaf hareketler sergilemeye başladı. Tatile çıkıyorsanız harika. Şehirde kalıyorsanız bu da harika. Peki bundan sonra ne yapalım? Muhtemelen sevdiklerinizle vakit geçirmeyi planlıyorsunuz. Umarım çok güzel ve keyifli vakit geçirirsiniz onlarla.

 

Sadece ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum:

Bu tatilde ne yapıyorsanız yapın, ama önce kendinize zaman ayırın.... Devam...