fbpx

Yazılar

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (2. Adım: Beklentilerden Kurtulun)

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (2. Adım: Beklentilerden Kurtulun)

1

Yazı dizimiz tüm hızıyla devam ediyor. Hatırlayacağınız gibi önceki yazımda sizlere birinci adımımız olan ilişkiye yaklaşım konusundan bahsetmiştim. O yazıyı okumadıysanız lütfen buraya tıklayarak önce onu okuyalım. Bugünkü konumuz ise bir ilişkiyi zehirlemek istiyorsanız en kolay yoldan başarabilmenizi sağlayan “Beklentiler” konusu. Çoğu insan, iş “beklentilere” geldiğinde bir ilişkiyi farkında bile olmadan uçuruma doğru sürükleyebiliyor.

Acaba siz de onlardan biri olabilir misiniz?

  • Oysa beni aramanı beklemiştim. 
  • Bana şu şekilde davranmasını bekliyordum. 
  • Bunu benim ona söylemeden bir şekilde anlamasını istemiştim.

Yukarıdaki cümleler size tanıdık geliyor mu?

O zaman aşağıdaki denklem de muhtemelen size tanıdık geliyordur:

Beklenti = Hayal Kırıklığı

Yani farklı şekilde ifade etmek gerekirse, ne kadar çok beklentiye girerseniz o kadar çok hayal kırıklığına uğrayacaksınız demektir.... Devam...

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (1. Adım: İlişkinin Amacı)

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (1. Adım: İlişkinin Amacı)

1Sevgi, aşk, birliktelik, heyecan… Ne güzel kelimeler değil mi? Diğer taraftan da kavga, aldatılma, ayrılık, depresyon… Bu kelimeler de sanki Edi ve Büdü gibi önceki kelime grubunu takip ediyor bir süre sonra. Aslında bu döngüye bağlı kalmak zorunda değilsiniz. 4 basit yaklaşımla çok daha mutlu ilişkiler yaşayabilirsiniz. Bu 4 adımın tamamını bir yazı dizisi şeklinde sizlerle paylaşacağım. Bugünkü yazımızın konusu ise “İlişkilerin Amacı”.

İlişkileri hayatımızın neresine oturttuğumuz, yani aslında temeli ne şekilde kurduğumuz çok ama çok önemli. Sağlam olmayan bir temel üzerine bir bina inşa ederseniz depremler olduğunda yıkım kaçınılmaz olur.

Neden ilişkiye gireriz ve hayatımıza birilerini alırız? Bu soruya verdiğiniz yanıt hem ilişkiden aldığınız keyfi, hem de ilişki bittikten sonraki ruh halinizi doğrudan etkiler. Bir düşünün. İlişki sizin için ne anlam ifade ediyor?... Devam...

Mutlu Olmak için 3 Basit Adım

Mutlu Olmak için 3 Basit Adım

Çevremizde ne kadar da fazla mutsuzluk ve mutsuz insan var. Diyebilirsiniz ki “Ama ne kadar kirli ve kötü bir dünyada yaşıyoruz, mutsuzluk çok doğal.” Ya da “Ama ben mutlu olmaya çalışsam da benim mutluluğumu gelip birileri mahvediyor.” Üzgünüm ama haklısınız. Ama dünya var olduğundan bu yana kötülük vardı, suç vardı ve birilerine göre dünya hep gitgide daha kötüye gidiyor. Eski romanlara, eski gazete haberlerine bakarsanız bunu çok net görebilirsiniz. Her zaman savaş vardı, her zaman acı vardı, her zaman fakirlik vardı; ama biz mutluyduk. Biz büyüdükçe dünya daha kötüye gitmiyor, biz büyüdükçe içimizdeki masumiyeti, çocuksu düşleri ve hayattan keyif alan tarafımızı bir kenara bırakıyoruz.

Yetişkinlik tahrip edilmiş çocukluktan başka bir şey değildir.

Çocukken mutluydunuz, çünkü amacınız ince hesaplarla günü kurtarmak değil, hayattan keyif almaktı, daha fazla gülmek, daha fazla oyun oynamak, hayatın tadını daha çok çıkarmaktı.

Peki o zaman ne yapmalı?... Devam...

Bu Tatilde İçinizdeki Kelebeği Serbest Bırakın

Bu Tatilde İçinizdeki Kelebeği Serbest Bırakın

1Çalışma stresine ara verdik, trafik azaldı, tempo yavaşladı, tansiyon düştü. Büyük şehirler son derece rahatladı. Mahallenin kedileri bile bu kadar insansız bir ortam görünce tuhaf hareketler sergilemeye başladı. Tatile çıkıyorsanız harika. Şehirde kalıyorsanız bu da harika. Peki bundan sonra ne yapalım? Muhtemelen sevdiklerinizle vakit geçirmeyi planlıyorsunuz. Umarım çok güzel ve keyifli vakit geçirirsiniz onlarla.

 

Sadece ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum:

Bu tatilde ne yapıyorsanız yapın, ama önce kendinize zaman ayırın.... Devam...

Özgüveninizi Nasıl Arttırabilirsiniz?

Özgüveninizi Nasıl Arttırabilirsiniz?

1İş hayatında, ilişkilerde, arkadaşlıklarımızda en önemli şeylerden biri de özgüvenimiz. Herkesin dilinde bir “Özgüvenim şöyle, özgüvenim böyle” türü cümleler var. Peki nedir bu özgüven dediğimiz şey?

Öz-güven = Özüne yani kendine güvenmek

Demek ki özgüvensizlik dediğimiz şey de, aslında kendine güvenmemek. Peki, güvensizlik nereden geliyor?

Korkudan geliyor. Başaramama korkusundan, yanlış yapma korkusundan, reddedilme korkusundan, hata yapma korkusundan geliyor. Buraya kadar hemfikir miyiz? Süper; o zaman devam edelim…

Başarısızlığa uğramayan, asla yanlış yapmayan, asla hata yapmayan, kusursuz insanlar var mı? Elbette var; en yakın mezarlıkta onlardan bol bol bulabilirsiniz.... Devam...

Nasıl Daha Fazla Pozitif İnsan Görebilirsiniz?

Nasıl Daha Fazla Pozitif İnsan Görebilirsiniz?

unhappy-people1Farkında mısınız; tarihte hiçbir zaman olmadığı kadar yoğun bir şekilde stres ve bilgi bombardımanı altındayız. Bilgisayar başında geçirdiğimiz zamanlar yetmiyormuş gibi, şimdi bir de akıllı telefonlarımızla oynamaya başladık. Sürekli zihnimizde düşünceler, sürekli beynimizde cümleler var. Sanki tren istasyonuna yakın bir yerde yaşıyormuşuz gibi, zihnimizden sürekli trenler gelip geçiyor tüm gürültüsüyle…  Kiminin treni daha büyük, kiminin daha küçük, ama hepimizin kafasında çuf çuf diye giden trenler var.

Farkında mısınız; insanlar artık gülmüyorlar. İnsanlar artık zihinlerindeki düşüncelerle ve telefonlarıyla, bilgisayarlarıyla yaşıyorlar. Sabahları işe giderken; yolda hayattan bezmiş, ölü insanlar görüyorsunuz. Gözlerindeki ışık sönmüş, ama oksijen soluyan kalabalıklar…... Devam...

Kendini Sevmek

Kendini Sevmek

Slove-yourselfon zamanlarda klişe bir laf ortaya çıktı: “Kendini sev!” İyi de nedir bu “Kendini sevmek?” Kendimizi nasıl seveceğiz? Okşasak olmaz mı?

Sevginin ne olduğu konusunda toplum olarak kafamız çok karışmış durumda. Çünkü biz sevdiğini kıskanan, onu sahiplenen, kısıtlayan, başkasına yan gözle baktırmayan bir milletiz. Kendimizi de böyle seveceksek vay halimize. Bence sırf zarar ziyan olur.  Hiç bulaşmayın.

Peki nedir gerçekten de kendini sevmek?

Çok sevimli bir kedi gördüğünüzde, çok güzel bir bebek gördüğünüzde, hoş kokulu bir çiçeği kokladığınızda nasıl bir sevgi hissediyorsunuz?... Devam...

İçinizdeki Çocuğu Canlandırın!

İçinizdeki Çocuğu Canlandırın!

happy-kids-sHatırlıyor musunuz çocukluğunuzu? Hayat çocukken ne kadar da güzeldi. Sürekli bir eğlence, sürekli bir kutlama halindeydiniz. Dünya sizin için çok renkliydi. Evet, arada üzülüyor ve ağlıyordunuz da. Ama günün sonunda yatağa büyük bir mutlulukla ve hayallerinizle giriyordunuz. Hatırladınız mı? Hayal kurarak uyuyordunuz. Sabah tüm enerjinizle, hiç üşenmeden tüm gün boyunca koşturabiliyordunuz. Terleyince kana kana su içiyordunuz. Sonra tekrar eğlenceye devam. En ufak bir ses, en ufak bir şey size keyif vermeye yetiyordu.

“Ama biz çocukken dünya daha güzeldi, artık bozuldu.” diyebilirsiniz. Evet, sizin çocukken yaşadığınız dünya ile bugünkü dünya arasında çok fark var. Ama bir şey aynı kaldı. Bugünün çocukları için hayat hala daha çok güzel. Bugünün çocukları sizin şu anki halinize göre mutlu. Sadece sizin çocukluğunuzdan daha farklı bir çocukluk yaşıyorlar. Ama yine hayattan keyif almayı biz yetişkinlere göre çok daha iyi biliyorlar.

Peki ne değişti? Sahi, ne değişti ki?... Devam...

Ortalama Bir İnsan Olmak ve Kendin Olmak

Ortalama Bir İnsan Olmak ve Kendin Olmak

4105834888_15f900452eHayatın günlük koşturmacasında kendinizi dalgalarla boğuşan bir yüzücü gibi hissettiğiniz anlar oluyor mu? Ona koştur, buna koştur, ona yetiş, buna yetiş… Müdürün kaprisi, müşterilerin nazlanması, piyasanın gidişatı… Amacınız hep mevcut durumu sürdürmek ve geriye gitmeyi engellemek mi? Yani ortalama bir insan olarak ortalama başarılarla hayatınıza devam mı etmek? Acaba tüm yorgunluğunuzun sebebi bu olabilir mi? Daha önce de söylemiştim: Yerinde durmak diye bir şey yoktur, ya ileri gidersiniz ya da geri…

Ortalama olmayı hedeflerseniz, ortalama olarak kalmak için bile sürekli dalgalarla boğuşmaya çalışırsınız.

... Devam...

Meşgul müsünüz, Verimli misiniz?

Meşgul müsünüz, Verimli misiniz?

woman-looking-into-sunset-0925135Teknolojiyle daha çok içli dışlı oldukça, daha çok bilgi beynimize girdikçe tüm dünya olarak farklı türden bir kansere “merhaba” diyoruz: “Dikkat dağınıklığı”. Eskiden dikkat dağınıklığı olan insanlara “deli” muamelesi yapılırken şimdi neredeyse hepimizin beyni dağınık bir öğrenci evi gibi. İşinizi yaparken aynı anda Facebook’u kontrol edip, diğer yandan da sevgilinizin yaptığı odunlukları düşünürken arkadaşlarınıza laf yetiştirme derdinde misiniz? Çok meşgulsünüz ama bir türlü verimli olamıyor musunuz? Gün sonunda beyniniz dağılmış bir şekilde eve gelip, “aslında daha az çalışarak, daha fazla iş yapabilirdim” diyenlerden misiniz? Tebrikler! “Dikkat dağınıklığı olanlar Kulübüne” hoş geldiniz! Evet, maalesef bu kulüp, tam bir kaybedenler kulübü.... Devam...