fbpx

Mutlu İlişkiler için 4 Adım (4. Adım: Kıskançlığa Elveda ve Özgürlüğe Merhaba)

1Bugün “Mutlu ilişkiler için 4 Adım” isimli yazı dizimizin 4. Adımındayız. Konumuz ise “Kıskançlık ve Özgürlük”. İlk başta ilişki ve özgürlük sözcükleri biraz karşıt gibi gelse de gerçekten sağlıklı bir ilişki ancak kıskançlığın ortadan kalktığı özgür bir ortamda mümkün olabilir.

Eğer ilişkide olduğunuz kişinin…

Sürekli ne yapıp ne yapmadığıyla ilgileniyorsanız
Sürekli sizle vakit geçirmesini istiyorsanız
Görüştüğü kişileri sorgulayarak kıskançlık yapıyorsanız, hesap soruyorsanız

Hem karşı tarafın özgürlüğünden hem de ilişkinizin kalitesinden çalıyorsunuz demektir.  

Ve eğer…

Kaybetme korkusuyla, istemeye istemeye bir şeyleri yapıyorsanız
Arkadaşlıklarınızdan vazgeçiyorsanız
Yapmak istediklerinize engel oluyorsanız

Hem kendi özgürlüğünüzden hem de ilişkinizin kalitesinden çalıyorsunuz demektir.

2Özgürlük temeline kurulmamış her türlü ilişki ya bitmeye ya da sizi bitirmeye mahkum olur. Kıskançlık içimizdeki güvensizliğin ve kaybetme korkusunun diğer adıdır. Kıskançlık içimizdeki sevgisizliğin diğer adıdır. Yoksa ağır mı geldi? O halde devam edelim…

“Sevdiğim için kıskanıyorum” demek, aslında dünyanın en büyük yalanı. Bu dünyada hiçbir zaman sevdiğimiz için kıskanmadık, ama kıskançlığı örtmek için sevgiyi hep bahane olarak kullandık. Kaybetme korkusuyla hem kendi özgürlüğümüzü, hem de karşımızdakinin özgürlüğünü kısıtladık ve hep bahane olarak “sevgiyi” gösterdik. Sevgisizlikten kaynaklanan korkularımızı “sevgi” adı altında gizlemeye çalıştık. Çünkü kıskançlık ve kısıtlama dediğimiz şeyler o kadar çirkin ki, maskesiz dolaşmaları mümkün değil. Maskemiz ise: “Çünkü seni seviyorum.”

Kıskançlık ve Sevgi aslında gece ve gündüz kadar zıttır. Nasıl mı?

sad-woman-aloneGelin kıskançlığın yapısına bakalım. Sevdiğimizi düşündüğümüz kişiyi neden kıskanırız? Kıskanırız çünkü araya kıyaslama ve ego girer. Başkasına tercih edilme ihtimali bile egomuzu incitir. Başkasına tercih edilme ihtimali bile kaybetme korkumuzu tetikler. Başkasına tercih edilme ihtimali bile bizim ne kadar değersiz olduğumuzu bize hatırlatır. Bunların da tamamı bize karanlık bir odada tek başımıza bırakılmışız gibi kötü, yani sevgisiz hissettirir. Bu durumda başlarız kıskançlıklara, kısıtlamalara, denetlemelere ve hesap sormalara. Bu durumda başlarız yine aynı türküyü söylemeye: “Çünkü seni çok seviyorum”.

Yani içimizdeki sevgisizliği “Seni çok seviyorum” maskesiyle bir güzel örteriz. Peki, içimizde sevgi yoksa o sevgiyi nasıl oluyor da başkasına verebiliyoruz? İnsan kendinde olmayan bir şeyi hiç başkasına verebilir mi?

O halde “Çünkü seni seviyorum” cümlesi, olsa olsa “Çünkü seni yalandan seviyorum ve içim o kadar sevgisiz ki, sevgini kaybetmekten korkuyorum” demek olabilir. İşin ilginci, karşı taraf da aslında sizi yalandan seviyor ve sizin sevginizi kaybetmekten korkuyor olabilir.  Bu durumda birbirinden para dilenen ve sahte paralarla birbirine destek olan iki dilenciye benziyor oluruz. Ama paralar sahte olduğu için kıskançlıklar, kavgalar, tartışmalar ve “Sen beni sevmiyorsun”lar eksik olmaz. Tanıdık geldi mi? Evet o seni sevmiyor, sen de onu sevmiyorsun. Çünkü aslında kendini sevmiyorsun.  Kendini sevmeyen başkasını nasıl sevsin? Kendinize kalpten bir aşk beslemiyorsanız o zaman o sevgi sadece güzel bir taklittir.

quarrelGelelim kıskançlıklara ve kısıtlamalara. Şu ana kadar yaptığınız kıskançlıklar, koyduğunuz kısıtlamalar sizin daha sadakat dolu, mutlu ve huzurlu ilişkiler yaşamanızı mı sağladı? Yoksa tam tersi, bu konuyu gündemde tuttuğunuz için eşeğin aklına karpuz kabuğu mu düşürdünüz? Yoksa sürekli kısıtlama ve kıskançlıklarla hem karşı tarafı hem de kendinizi yorarak ilişki kalitenizi mi düşürdünüz? Yani kıskançlık sizi mutluluğa mı yoksa yıkıma mı götürdü?

Bir insan sizi aldatacaksa eğer, siz ne yaparsanız yapın yine aldatır. Kıskanmak, hesap sormak, sevgilinizin hayatını didiklemek size katkı sağlamaz; sadece daha fazla keder ve baş ağrısı sağlar. Sürekli dalgalara karşı boğuşan ve reaksiyon gösteren taraf mı olmayı seçiyorsunuz yoksa istediği bir ilişki içindeyken yoluna devam eden, istemediği bir durum olduğu zaman da “elveda” demeyi bilen kişi olmayı mı?

Boşverin sevgiliniz ne yapmış ya da yapmamış. İçinizdeki sevgiliye kulak verin. Onu sevin. Onu öylesine sevin ki her bir hücreniz sevgiyle dolsun. Onu öylesine sevin ki başkasının sevgisi onun yanında sönük kalsın. Onu öylesine sevin ki tüm kıskançlıklar anlamsızlaşsın.

3

Ne dersiniz? Cevabınız evet mi?

O zaman şimdi yepyeni bir dünyaya “merhaba” deme zamanı.

Kıskançlıkları bir kenara bırakarak, önce kendinizle sevgili olma zamanı.

Diğer insan sizi sevse de sevmese de, kendi içinizde kendi sevginizi hissetme zamanı.

Yani şimdi “özgürlük” zamanı. Hem kendiniz için, hem de sevgiliniz için…

Yani şimdi “aşk” zamanı. Hem siz, hem de ruhunuz için…

ClearMind Uzmanı ve Yaşam Koçu Türker Manavoğlu Deneyim Okulu'nda sizlere daha mutlu ve başarılı bir yaşamın ipuçlarını paylaşıyor. Türker Manavoğlu'nun uyguladığı ClearMind tekniği ile Tüm problemlerinizden kurtulmak için buraya tıklayın.

Comments are closed.